Just another WordPress.com site

Görmeyince tükenseydi sevgiler, insan varlığı boyunca göremediği Rabbine böylesi muhabbet duyar mıydı? Gözümün değil gölümün gördüğü sevgili arkadaşlara selam olsun!…

 
 

 

  

Ay Günde…Güneş Gecede…Aşk da Sende Gizlenmiş…
Es Salatü Ves Selamu Aleyke Ya RasulAllah…
Es Salatü Ves Selamu Aleyke Ya HabibAllah…

  

İnsanlarla münasebetin ateşle münasebetin gibi olsun;

çok yaklaşma yanarsın, çok uzaklaşama donarsın…
”Sadi Şirazi”

 
 

Kalpten kalbe giden yol  ….
 

“Dikkat ediniz ki, insanın cesedinde bir et parçası vardır.
O et parçası sâlih oldukça bütün vücuddaki âzâlar sağlam olur.
Eğer o fâsid olursa bütün cesed bozulur.
O et parçası kalptir.”
(Hadîs-i Şerif)

Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Mevlânâ’nın Uzak dediğin yer ancak bir karış diyerek adres verdiği kalbine… Aşk’ın Hüsn için nice basamaklardan geçip, nice engelleri aştığı kalp ülkesine… Sadef içinde inci gibi parlayan kalbine… Öyle iyi bak ve öyle iyi gör ki; himmetle inen ve hikmetle süslenen aşkın senden aşkın bir hâl alsın. Taşkınlarca sevgilinin diyârına ulaşsın. Korkma… Âşık ve mâşuk arasında öyle bir yol vardır ki, içinden geçen bütün cümleler hurûfî bir edayla tek tek ulaşır muhatabına. Kalpten kalbe yol vardır. Çünkü Fi’l kalbi mine’l kalbi ile’l kalbi sebîlâ…
Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Kalp ki maddeden öte mânâ, dikenden öte gül-i rânâ… Sula sevgili sûfî, sula. Kan nehirleri arasında kalan kalp vadisini istek, aşk, marifet, istiğna, tevhid, hayret ve yoklukla sula. Sonrası bekâ… Sonrası sıla… Kalbin ki, bütün yolların kaynağı ve bütün yolların son durağı. Cânânı aramak için kalbinden çıktığın bu yolda varacağın yer yine kalbin aynası… Çünkü ey sevgili sûfî… Seven ve sevilen birbirinin aynısı. Mevlânâ boşuna söylemedi ya: Gönül, kemâlinden bir iz bulunca; can, canı içinde seni buldu. Mevlânâ mıydı bulan, yoksa Şems-i Tebrizî miydi arayan? Aranmakla bulunmuyorsa, ancak bulanlar arayanlarsa neydi bu ikiz ruhları karşılaştıran? İki bedeni tek ruha, iki kalbi tek aşka bağlayan zincirin adı neydi? Dil, muhabbet dese de bütün dillerden yüce, bütün dillerden öte bir şeydi. Lisân-ı hâl bile bu muhabbetin sırrını çözmeye yeterli değildi. Aynı anda fikretmek, aynı anda hissetmek ve aynı anda zikretmek… Kalpten kalbe giden yolu sözden öze dökülen bir sohbetle, gözden gönüle akan bir ateşle beslemek… Doyumsuz bir ateşle beslenmek… Ve Aşkî’nin kaleminden:
İftirâk-ı sohbet-i cânâna doymaz gönlümüz
İhtirâk-ı âteş-i hicrâna doymaz gönlümüz
Kalp kalbin diğer yarısı ve bundandır ki kalp kalbe karşı… Çünkü üç harfe ve beş noktaya gizlenen bir lugat var arada. Çünkü Fi’l kalbi mine’l kalbi ile’l kalbi sebîlâ…
Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Çağlar öncesinden devraldığın ve çağlar ötesine sakladığın, her yanını aşkla donattığın kalbine… O kalp ki mücellâ, o kalp ki müstesnâ… Sen değil miydin, Bende Mecnûn’dan füzûn âşıklık istidâdı var, diyen? Âşık-ı sâdık isen, kalbine iyi bak sevgili sûfî… Hikmeti gör. Gör… Aşk odu evvel düşer ma’şûka andan âşıka diyor Fuzûlî. Bil ki, pervanenin kül olması için ilkin mumun alev alması gerekli. Yanan kim, Mevlânâ mı Şems mi? Aşk dâvâsında sen, ben ne fark eder ki? Âşık gelmiş, mâşuk gitmiş ne fark eder ki? Üzerine bastığın toprak aynı ise, geçtiğin yollar aynı ise yan yana durmak şart mıdır vuslat ânında? Kavuşmak, bedenen değil kalben bir olmaktır aslında. Çünkü Fi’l kalbi mine’l kalbi ile’l kalbi sebîlâ…
Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Gülden bülbüle uzanan bir dal varsa, mâşuktan âşığa uzanan bir kol varsa kalpten de kalbe giden bir yol vardır. Bu yolda lisân-ı hâlle örülmüş bir muhabbet vardır. Kalbine iyi bak ey sevgili sûfî!.. Kalbini noktalara sakla. Bil ki, bu yolda hükümdar… Hükümdar bile (Muradî) ancak ve ancak bir nokta kadardır:
Elbette bu hâlimden o yârin haberi var
Fi’l kalbi mine’l kalbi ile’l kalbi sebîlâ 
Senem Gezeroğlu

 

 
 
 

PAYLAŞMAK GÜZELDİR.
GÜZELLİKLERİ…MUTLULUKLARI.
HELE Kİ SEVGİYİ…
İLLA Kİ SEVGİYİ…

 

Doldur Yüreğine Dostum  ….

Ey Sözümü işiten Dostum;
Söz, yürekten çıktığı zaman ancak yüreğe gider. Sen de sözlerini yürekten söyle.

Sana söyleneni iyi dinle. Yürekten geleni al, keder vereni bırak.

Güzele çağıranı al, boş olanı bırak.

Rûhunun istediğini al, istemediğini bırak..
Hayat önemlidir. Neşelen ve gül. Hüzünlen ve ağla.

Ne yaparsan yap, ama ALLAH c.c rızası için olsun yaptığın.

Gördüğün göreceğin ALLAH c.c. rızası için olsun…
Sana rahmet veren Rahmandır.

Merhamet veren, sevk veren, ümit veren, sevinç veren, hüzün veren.

Sana yoldaş olan Rahmandır. iyi bil ki, hiçbir yerde bir başına değildin.

Bundan sonra da olmayacaksın. Her zaman yanında olan Rahmandır.
Asla üç sey olma.

 Ümitsiz olma. Şükürsüz olma. Sabırsız olma.

Mevlâyı bilen ümidi bilmeli. Onu bilen şükretmeli.

 Ona inananin sabırlı olmalı her ameli.
O seni terk etsin, peşinden koş git. O yüz vermesin, sen ona yalvar.

Sana, bilmen gereken ve öğrenebileceğin en değerli şeyi haber vereyim mi?

Sahip olabilecegin en kıymetli şey, imanındır.

ALLAH’a inan, mutlu ol. O’na dayan, güçlü ol.
Kimsen yok mu?

 Sözünü dinleyen, acını paylaşan, sevgine sevgisini katacak, kimsen yok mu?

 Sen ister şu var de, ister bu, istersen yok işte, kimsem yok de;

 hakiki bir dostun kesinlikle var.

Sözünü dinleyen, acını paylaşan, sevgine sevgisini katan ebedî dostunu,

 Rabbini unutma!
Ey Sözümü işiten Dostum;
Sözlerim bitti. ışığım söndü. Kandilim tükendi.

Sen bana kulak ver de, sözleri bitmeyene, ışığı sönmeyene,

 kandili tükenmeyene kulak ver. O’nu sev.

Ona kendini sevdir. Onun sevdikleriyle doldur yüreğini…

(alıntıdır)

 

About these ads

6 responses

  1. Kardelen

    Aman kırılmasın hatta tozlanmasın diye özen gösterdiğimiz değerli bir kristali düşürüp kırdığımız zaman asıl kırılan kendi gönlümüz, incinen kendi ruhumuzdur. Başkalarının ya da yakınlarımızın suçlayan bakışlarından çok kendi anılarımızın yıkılışı, yok oluşu üzüntü verir. Siz, ta “bezm-i elest”te yani ezeldeki, o yalnızca ruhların bulunduğu mecliste Rabbinize verdiğiniz sözün lezzetiyle şu fani hayatınızı yaşayamazsanız, manevi değerleri ön plana çıkaramazsanız kendinizi anlatacak bir zemin ve ortam bulamazsınız. Çok açık konuşmak zorunda kaldığınız zaman da işin tadı kaçmış olur ve mutlaka yanlış yorumlanırsınız. Kendinize de çevrenize de istemeden acı vermiş olursunuz. Bir gönül adamı da kendini tanımlamak zorunda kalışının ıstırabını şöyle dile getirmiş: “Sanman bizi kim şire-i engür ile mestiz Biz ehli harabattanız mest-i elestiz.” Ruhi Bağdadi, terkib-i bendinin hemen başında “biz”i böyle anlatıyor. “Bizi üzüm şırası ile serhoş olmuş sanmayın! Biz gönül ehliyiz, elest meclisindeki mana ile mest olmuşuz.” diyor. Hicranımızı iyi anlatamıyorsak bu mahcup yaratılışımızdandır. Kimse suskunluğumuzu tükenmişliğimize vermesin. Konuşup da gönül kırmaktansa susmayı tercih ederiz. \’\’Biz gönül ehliyiz\’\’işte sözün özü, olabilmekse en zoru… Hayata insana dair bir bakış açısı sanırım en doğrusu.*****RABBİM RAZI OLSUN KARDELENİM …HERŞEY GÖNLÜNCE OLSUN..ADAŞINI DUALARINDA UNUTMA İNŞAALLAH…:)))

    23 Aralık 2009, 18:58

  2. ahmed

    Dost göze bakar… Dost yüreğini ısıtandır, gerek sözleri gerekse nazarıyla. Bir bakışı yeter hediye olarak sana. Başka hediyeler ne gerek sana!Acılar dostun elinde tatlılaşır. “Senin için çiğ tavuğu bile yerim” deyip de sözünden dönmeyendir dost. İkram ettiğin acı biberi tatlı niyetine yer de sesi çıkmaz.Kendisiyle konuşmak için mevzu aramazsınız. Onunla her şey konuşulur: Sabah olunca sabahı, akşam olunca akşamı, parıldayan ay’ı, yıldızları, mis kokan çiçeği konuşursun.“Dost başa düşman ayağa bakar” derler ya dost “göz”e bakar. Gözünden yüreğini okur. İçinde çalkalanan dalgalara vakıftır. Üzüntünü de sevincini de, ta yürekten hisseder. Gözyaşları gönlünün habercisidir. Kimi zaman sakladığı gözyaşlarını bırakıverir. Neden ağlıyorsun? Dersin.” Hiiç, bir şey kaçtı” der. Aslında kaçan bir şey vardır: Senin hissettiklerin onun gönlüne kaçmıştır. Seven insan sevdiğinden habersiz olur mu hiç! Sever de, gönülden gönüle yol olmaz mı hiç! Acılarına kül serpendir dost. Havadan sudan bahseder, ne sütün süt, ne balın bal olduğundan, paranın ne kadar kıymetsiz olduğundan bahseder. Amacı seni rahatlatmak, mahzun gönlüne merhem olmaktır. Onunla muhabbet ilaç gibidir, hem de acısız bir ilaç.Sana destek olandır. Dayandığın koltuk değneğini, savurup bir kenara, koluna girendir. Seni alay mevzu olmaktan kurtarıp, sana kucak açandır. Elinde simitlerle kapına gelendir. “Nerden çıktın?” dersiniz. “Simiti seversin bilirim” der. “Nerden bildin?” dersin.” Hani geçenlerde canın istemişti ya” der. Bir de talimat verir:” Ne duruyorsun! Çayı demlesene!”Bazen kıskançlık damarı tutar. Durduk yerde sana etmediğini bırakmaz. Neden sonra içi acır, “ne ettim ben!”der “ben ettim sen etme “der..Şaklabanlığın her çeşidini ustaca sunar. Seni güldürene kadar bırakmaz. Kimi zaman birdenbire üzerinize bir dirilik gelir. Nedenini bilmeden…Tarifi imkansız bir ruh hali sarar sizi. Birden önünüze dostunuzun siması geliverir, anlarsınız ki dostunuz sizi duasına katmıştır. Yakarmıştır Rabbine gözyaşlarıyla:“Rabbim ona iyilik ver! Rabbim ona sağlık, sıhhat ver! Rabbim onun bütün sıkıntılarını gider! Rabbim onu her türlü kaza ve belalardan koru! Rabbim onu affet! Rabbim onu kendine yaklaştır! Rabbim onu seccadene davet et! Rabbim onu çok sev!” diye…Dostun dosta ettiği dua kabul olmaz mı? Zira günahsız ağızla edilen dua hükmündedir. Dost seni senden önce düşünen, sana sen istemeden dua edendir. Dost duada unutulmayandır.Dost acı söyler. Hem de ne acı! Çünkü senin iyiliğini ister, senin düşmeni istemez, senin kıymetine gölge düşürmek istemez, senin ateşe gitmeni istemez…Bir anne pencere kenarındaki yavrusunu ha düştü ha düşecek halde görse ne yapar? Bütün gücüyle bağırıp “çekil ordan” diye koşmaz mı! Yanına vardığında da kolundan tutup bir güzel azarlamaz mı? Dostun dostu ikazı onu çok sevdiğindendir. Dostluğunun sadece dünya için değil ahirete uzanmasındandır. Dostlukta uzaklık yakınlık sözkonusu değildir. Çünkü seven her an sevdiğinin yanındadır. Uzaklık dostluğun kıymetini daha bir belli eder. İçinizde onun hasreti tüllenir. Her seher pencereleri açar kendinizi rüzgâra verirsiniz. Belki o rüzgâr dostun kokusunu getirir diye…Uykularınız kaçar, saatlerce dostun simasını görürsünüz karşınızda. Hayalle gerçek birbirine karışır. Bazen o hayaldir bazen siz! Bazen de her şey hayal…Ey dost! Bir gün geleceğim kapına, elimde bir demet gül, iki simit ve bitter çikolatayla. O zaman affeder misin bu vefasız dostunu! Yine kara gözlerinle tebessüm eder misin bana! Yine söyler misin o eski şarkıları! Çayı sevdiğimi hatırlayıp çay demler misin! Sonra da sarılıp “dostum!” der misin? selam ve dua ile can ablam

    23 Aralık 2009, 20:29

  3. Zakir

    YÜREK ACISI Gerçek şu ki, inkâr edenler, (insanları) Allah\’ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır, sonra bozguna uğratılacaklardır. İnkâr edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır. (8/36

    23 Aralık 2009, 22:56

  4. Zakir

    Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: "Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten sen, çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin." (59/10)

    23 Aralık 2009, 22:58

  5. ahmed

    Bütün Yollarım SANA Döner…Bastığım yer toprak asvalt ne farkeder..Menzilim Sensin…Bütün yollarım Sana döner..Söz de,Aşk da,Ne benim…Ne yarimin…Bir Mart sabahı açan Papatya,Nisan yağmuruMayıs gülü,Eylül göklerinde başımın üzerinden geçen bulut,Ne kadar Allah’tansa,Mülk gibi söz de ve aşk daO’ndan…Gönül tahtına kimi oturtsak…Hiçbir yol O’ndan başkasına çıkmıyor aslında, “Gönül tahtına O’ndan özge sultan” olmuyor…Değil mi ki her şey O’ndan,Gidecek yer yok O’ndan başka… Gelinen yer yok O’ndan başka…Yaşlandı artık dünya yorgunuz..Kirlendi artık ruhlar solgunuz..Savrulduk artık tenha bir yoluz..Kaybolduk artık bir var bir yokuz..Bu yüzden mahsunuz..Bu yüzden mağlubuz..Bu yüzle gelmeye mahcubuz..Ömür takviminde yıllarım yorgun, Gözlerim bakar kör, yüreğim sürgün. Ölüm seni, beni götürür bir gün, O an belli değil, sır garip yolcu…Ne yol biter;ne yolcu ölür.. Biz değil miyiz yolu yol yapan.. Yol değil mi bizi yolcu yapan..Bir yol varsa hakikate varan.. Bir yolcu lazım kendini arayan.. Bir hancı varsa yolcuları ağırlayan ..Bir aşk lazım yola koyduran.. Yolcu yolsuz olmaz.. Gönül ehli yolda kalmaz..Aşk olmadan yol alınmaz..Yolun yarısında durakladım.Düşündüm…Düşündüm ve bu gidişin nereye olduğunu kestirmeye çalıştım.Yolun yarısında da olsa birşeyleri halen idrak edişimi anlayınca;Rabbime şükrettim ve beni yolundan ayırmaması için dua ettim..İhmal etmiştim,ama ihmal edilmedim………Tut elimden,yoldaşım olsun sevdiklerin,Tut ki,edemem sensiz Allah\’ım…Varsın biraz da yollar çeksin benim cefamı Artık verin çocuklar, artık verin asamı!. Bir başka kâinata, bir başka yurda yol var…selam ve dua ile can kardelen abla mevla razı olsun inşallah

    05 Ocak 2010, 13:16

  6. rosalinda

    Arkadaşlar çok uzun yorum yapmışlar..

    18 Mayıs 2010, 21:29

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.